22 Aralık 2011 Perşembe

Ülkeme Veda

Lise yıllarımdan beri bu ülkedeki sorunlarla, tersliklerle mücadele etmeye, küçük de olsa bir şeyleri düzeltmeye, hiç olmazsa kişisel ilişkim olan insanları doğru davranışlara yönlendirmeye çalıştım. Karşılaştığım binlerce sıkıntıya katlandım.
Zaman zaman hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimi düşünüp insanlardan kendimi yıllarca soyutladım, bazen de ufak ufak düzelmeler olduğunu sanıp umutlandım, hayata daha fazla katıldım. Buna çok önemli bir örnek, ülkede sistematik, fiziksel işkencenin ortadan kalkmasıydı. Bunun için kime teşekkür etmek gerekiyor emin değilim ama ne kadar teşekkür etsek az kalır.
Ancak düzelmesi gerekirken insanların gittikçe daha kötüye gitmesi, son zamanlarda örneklerini gördüğümüz tecavüz, cinayet, kavga, özellikle de son yıllarda halk içinde cehaletin gittikçe daha fazla yayılması ve her alanda, özellikle medyada yoğun olarak desteklenmesi, beni gerçekten bıktırdı ve enerjimi tüketti.
Birçok örneğini gördüğümüz, yıllarca biriken olumsuzluklara duyulan tepkiyi küçücük bir olayın ateşlemesi gibi benim de sabrımı taşıran ve artık yeter dedirten son nokta, özel bir kanalda, bir film gösterilirken, arka plandaki dünyaca ünlü David heykelinin sansürlenmesi oldu. O an içimde bir şeyin koptuğunu hissettim. Artık geri döndürülemeyecek bir kırılma yaşadım.
Bu, benim ülkemle her türlü gönül bağımın koptuğu noktaydı. Artık bu halka, bu ülkeye yabancıyım. Yurtdışına gider miyim, bilmiyorum ama nerede yaşadığımın bir önemi yok. Çünkü bundan sonra kendimi bu ülkede yaşayan bir yabancı gibi hissedeceğim. Olaylara, bir turist ya da geçici olarak burada çalışan biri gibi bakacağım.
Söylediklerim için bana birçok kişi kızacaktır, onlar da bilsinler ki, bir insanın içinde doğup büyüdüğü kültürden, halktan, toplumdan kopmasının verdiği üzüntüyü, burukluğu sadece ve sadece bunu yaşayanlar bilir.

Bundan sonra ben dönecek yeri olmayan, bulunduğu her yere yabancı, münzevi bir sürgünüm. Tüm bunlara rağmen ülkeme ve insanlarıma bana verdikleri her türlü olanak ve güzel duygular için de teşekkür ediyor, haklarını helal etmelerini rica ediyorum. Varsa, benim de hakkım helal olsun.
Elveda.


9 Aralık 2011 Cuma

Radikal

Yakın bir arkadaşımın dediği gibi, radikal düşünmeden hayatımızı ve çevremizi değiştirmek mümkün değil. Radikal olmak, bazı çevrelerde şiddetle özdeşleştirilse de benim için düşünce düzeyinde radikal olduktan sonra düşüncelerin uygulamasını çevremizi kırıp dökmeden gerçekleştirmek mümkün. Bu bile kendince radikal bir düşünce olabilir.